Mübarek Üç Aylar

(RECEP-ŞABAN-RAMAZAN)

“Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan”
“Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban’ı mübarek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır.”
* Her gün bu duâya devam edilir,
* Lâ ilahe illAllâh, kelime-i tevhidi her gün biner defa söylenir.
* Bu aylar feyiz ve bereketi nâmütenâhî olan aylardır.
* Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
* Recep tevbe ve inâbet ayı, Şaban muhabbet, Ramazan ise karabet (yakınlık) ayıdır.
* Receb, cefâyı terk içindir. Şaban amel ve vefa içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.
* Receb öyle bir aydır ki, Allâh Teâlâ onda kat kat sevâb verir.
* Şaban öyle bir aydır ki, onda keramet beklenir.
* Receb sabıkların, Şaban muktesiderin, Ramazan ise âsîlerin ayıdır.
* Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır.
* Yıl ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklı, Şaban meyva-
* Ramazan ise meyvasının toplanacağı zaman gibidir.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve se em- buyuruyorlar:
“Receb, Allâh Teâlâ’mn, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır.”

Receb-i Şerif

Mübarek üç ayların birincisidir.
“Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban. Ve belliğnâ Ramazan.”duası her gün en az bir defa okunmalı.
* Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
* Bu ayda oruç tutmak pek faziletlidir.
* Sadaka vermek, fakirleri sevindirmek -Ramazan müstesna- diğer aylardan daha değerli ve daha ecirlidir.
* Bu ayda otuz rek’atlık nafile bir namaz vardır, kılınmalıdır.
* Bu ayın ilk Cum’a gecesi, Regâib gecesidir.
* Yırmiyedinci gecesi, Mi’raç gecesidir. Tevbe, ibâdet ve dualarla değerlendirilmelidir.

Şaban-ı Şerîf

* Mübarek üç ayların ikincisidir.
“Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan”
duasını her gün en az bir defa okumalı.
* Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
” Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur.
* Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ramazan’dan sonra en fazla bu ayda oruç tutarlardı.
* Ashâb-ı Kiram, Şaban hilâlini görünce, kendilerini Kur’ân okumaya verirlerdi. Bu ayda manasını düşünerek, bol bol Kur’ân-ı Kerîm okumalıyız.
* Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
* Geçmiş günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâmı çoğaltmalıyız.
* Bu ayda bir yıl içinde ölecek olanların isimleri, diriler defterinden, ölüler defterine geçirilir.
* Bu ayın ortasında Beraat gecesi vardır. Gündüzünde oruçlu bulunmalı, gecesini ibâdetle ve uyanık olarak geçirmeli. Bu gecede yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilmektedir.
* Bu ayda hayır kapıları açılır, günahlar silinir.
* Son Pazartesi günü oruçlu geçirilirse günahların bağışlanacağı hadîs-i şerîfte müjdelenmiştir.
* Müslümanların mallarının zekatlarını fakirlere, Rama-zan’da tutacakları oruca kuvvet ve destek olması bakımından, bu ayda vermeleri hayırlı ve güzel olur.
* Kısacası bu aylar, değerlendirilmesi gereken kıymetli zamanlardır.

Ramazan-ı Şerîf

* İçinde, Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı en faziletli aydır.
* Keza içinde Kadir gecesi gibi, bin aydan hayırlı bir gecenin bulunduğu aydır.
* Günahların afv edildiği, Şeytanların zincire vurulduğu mübarek aydır.
* Sabır ayıdır. İslam’ın beş şartından biri olan orucun tutulduğu, gecelerinde teravihlerin kılındığı ibadet, feyz ve bereket ayıdır.
* Kur’ân-ı Kerîm hatimlerinin indirildiği, mukabelelerin okunduğu, câmîlerin müslümanlarla dolup taştığı, rahmet, huzur ve ilâhî gufran ayıdır.
* Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapatıldığı, meleklerin yeryüzüne misafir olduğu müstesna bir aydır.
«Eğer kullar, Ramazan ayındaki faziletleri bilmiş olsalardı, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi.»

Zilhicce’nin On Gecesi

Ramazan ayının son on gecesi feyizli, bereketli, nurlu ve sevabı bol gecelerdir. Hac mevsimi olan Zilhicce’nin ilk on günü ve geceleri de o nisbette aydınlık ve ışıklı zaman dilimleridir.

Fecr Suresinin 2. âyeti olan “Yemin olsun on geceye” âyetinin tefsirinde bu on gecenin Zilhicce’nin ilk on gecesi olduğu hakkında tefsir ve izahlar, vardır. Muharrem ayının ilk on gecesi veya Ramazan ayının son on gecesi olduğu hakkında değişik ve farklı tefsirler varsa da, ağırlıklı görüş Zilhicce’nin ilk on gecesidir.

Zaten Zilhicce’nin yedisini sekizine bağlayan gece Terviye gecesidir, sekizini dokuzuna bağlayan gece Arefe Gecesi, dokuzunu onuna bağlayan gece de Kurban Bayramı gecesidir.

Bu husustaki hadislere baktığımızda fazilet ve kıymeti bakımından Zilhicce’nin ilk on gecesinin önemi hemen anlaşılmaktadır.
Efendimiz bu geceleri değerlendirmemizi tavsiye ederken şu mealdeki hadisleriyle de bizleri Cennet yolu olan zikir ve ibadete davet ediyor.
Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre ise, “Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.”(1)

İbni Abbas’ın rivayetine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
“Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce’nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”

Sahabiler, “Yâ Resulallah, Allah yolunda cihadda mı?” diye sordular.
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam, “Evet, Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam nefsiyle ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve nefisten hiçbir şeyi geri getiremez olursa, (işte onun ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir)” buyurdu.(2)

Hadislerde zikredilen Zilhicce’nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce’nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür.

Bugünlerde birkaç milyonu bulan büyük bir İman topluluğu Mekke caddelerinde İlâhi aşk ve sevgiyle çalkanmakta, Kâbe-i Muazzama, yurdunu yuvasını, çoluk çocuğunu terk eden fedakâr mü’minlerle dolup taşmaktadır. Hepsinin tek gayesi vardır: Allah’ın rızasını kazanmak, Onun af ve bağışlamasını celbetmek, ebedi emellere ve ruhani neşelere ulaşmaktır.

Bu günleri ve geceleri şimdiden şuurlu ve uyanık halde geçirmek Kurban Bayramı neşesine, hac ibadetinin o ulvi ve saadet dolu anlarına hazırlanmak, hacca gidemesek dahi, o İlâhı ziyafetten azami ölçüde istifade etme yoluna girmeye gayret göstermektir.

Gündüzleri mümkünse oruçla, geceleri de zikir, namaz, istiğfar, salavat getirerek geçirmek ve kendimizi Kur’ân-ı Kerime muhatap alarak iç zenginliğimizi arttırmaya çalışmak her yönüyle güzel bir alışkanlıktır. Böylece hacca girmeden de halis bir niyetle hac sevabını, Arafat’ta vakfeye duramasak da kendimizi hayalen ve kalben o mekanda farz ederek o anların zevk ve neşesinden mahrum kalmamış oluruz.

Kaynak: İbni Nfâce, Sıyam:39.13. İbni Hacer, 5:119.

Üç Aylardan Sonra

Üç aylar manevî ticaret bakımından çok bereketli, kazançlı ve sevaplı bir mevsimdir. Bu mevsimde yapacağımız mânevi” çalışmalar, iç âlemimizde bambaşka ufuklar açar. Ancak, bu aylarda kazanılan ruh disiplinini daha sonra da devam ettirmek gerekir. Çünkü bir sonraki üç aylara erişebileceğimiz hususunda elimizde bir senet yoktur.

Her yıl uğrayıp manevî hayatımızı nurlarla ışıklandıran üç ayları gerilerde bırakırken, Onun bizlere yaşattığı sonsuz hazları hiçbir zaman unutamayız. Kadir Gecesinde ışıl ışıl yanan caddelerde akan nur selini nasıl hatırlarımızdan çıkarabiliriz?

İftar sofralarının feyzi yıl boyunca burnumuzda tütmez mi? Sahurların bereketini unutabilir miyiz? O kudsî hatıraları elbette unutamayız. Özler, arar ve bekleriz.
Ama tabiî ki kuru bekleyiş ve özleyişle yetinmeyiz. Üç aylarda ve bilhassa Ramazan’da kazandığımız manevî disiplini yıl boyunca da devam ettirmeye çalışırız.

Yine namaz kılarız, zaman zaman oruç tutarız, başkalarına yardım ederiz. Malımızla, canımızla ve dilimizle Allah yolunda cihada koşarız. Nefsani his ve arzularımıza kulak vermeyiz. Huzur verici hatıralarını içimizde yaşattığımız mübarek üç aylarda kazandığımız manevî havayı devam ettirmeye çalışırız.

Hayat sermayesinin durmaksızın elden çıktığını unutmayıp bir daha gelecek nur ve huzur mevsimine ulaşıp ulaşamayacağımız ümit ve endişesini her zaman canlı tutarak âhiret hazırlığına aynı şekilde devam ederiz.

Böylece, gelecek yılın o mübarek mevsimlerine yine aynı ruhla ve temiz vicdanla erişmeyi umarız. Bu ruh içinde hayatımız devamlı bir gelişmeye ve ilerlemeye sahne olur. Allah’ın rızasına erişme yolunda dâima ileri gideriz ve bu ilerleme, inşallah son nefese kadar devam eder.

Kaynak
1) İbni Mâce. SıyamT39.